Samstag, 28. November 2009

Kurban Bayrami



Biraz burukta gecse bu bayram, yinede herkesin ve ailemin bayrami mübarek olsun.. Umarim bu bayram bol bol sevaba ve hayirlara vesile olur.. Ailenizden bir adim uzakta gecmez insallah :)

Donnerstag, 26. November 2009

Kis günleri

Kis günlerinde cildim cok yipraniyor ve kuruyor.. Ayrica hava kirliligindende cildim cok etkileniyor ve siyah gözenekler olusuyor..

Bugün gittigim parfümeriden cildim icin süz özlü, bal iceren ve gelee royalli maske alip, eve geldigim gibi hemen uyguladim..

Önce cildimi temizledim..
Neutrogena'dan cift tarafli temizleyici pedler.. Siyah noktalari önleyici etkili..


Daha sonrada yine ayni seriden olan hem maske olarak kullanilabilinen hemde cildi temizlemek amacli kullanilan jel.. Maske olarak kullanildiginda kil maskesine benziyen etkisi var..


Maskeyi sürdügümde yüzüm bembeyazdi ve cildim aninda icerisine cekti tabakayi.. Yazik ne kadar ihtiyaci varmis ve ben günlük stresten cildimi ihmal etmisim megerse :(

                                    
Aslinda maskeden sonra hic bir sey sürmeyin diyordu ambalajin üzerinde ama ben yinede kremlerimi sürmezsem rahat edemiycektim, o yüzden Türkiye'den aldigim salyangoz özlü kremimi lekeli olan dudak ve cene bölgeme, göz alti morluklari icin olan Nivea'nin kremini ve nemlendirici olan ve termal kaynak suyundan yapilan kremimi sürdüm..

Ve biraz olsun cildimi rahatlatip, nemlendirdim.. Nolursun sevgili cildim sen hic kirisma, sivilce olusturma ben sana her zaman böyle bakarim :))

Yeni cicilerim

Sabah postakutumu actigimda üyesi oldugum bir parfümeri bana reklamlarini göndermisti.. Zaten canimda sIkkIndi giyindigim gibi anti-stres alisverisime ciktim..
Yakinda arkadasimin dügünüde var zaten yeni far, göz kalemi almaliyim diye kendimide kandirip solugu parfümeride aldim :))
Ben seviyorum parfümerleri, o fari dene bu ruju sür.. Gerci her defasinda yüzümü dezinfekte etmek zorunda kaliyorum ama olsun cünkü esmer oldugumdan ve yüzümde bin bir renge evsahipligi yapan bir cildim oldugu icin her renk yakismiyor ve nedense hepte cok sevdigim renkler bende belirli belirsiz duruyor yada koyu bir gölge düsürüyor cildime :(




Manhattan serisinin farlarini ve bilhassa gri tonlarini severek kullaniyorum amaaaa bu sefer bir cilginlik yaparak jade'nin pembe-mor serisini aldim :) Bakalim yakisacakmi..



Allik pek fazla gerekmiyor aslinda bana ama yinede elim rahat durmuyor ve aliyorum bu sefer yine Manhattan'den..


Fondöten kullanmasini sevmiyorum, yüzümde sanki agirlik yapiyor gibi geliyor bana ama canim arkadasim Gamze bana Estee Lauder'yi tavsiye etti.. Ama tabiki benim ten rengime uygun olanini bulmak icin carsida ne kadar parfümeri varsa dolastim ve sonunda iki renk karisimi yapmaya karar verdim, onu bile nemlendirici krem ile karistirip hafifletip sürüyorum.. Biraz sorunlu bir cilt rengim var maalesef :(

                                        
Gözalti kapaticisi olarak yine Manhattan'nin Wake Up Concealer'yi kullaniyorum..



Farlarin dagilmasini önleyici kalicilik verdiren, Manhattan'den..


Aslinda hic kullanmam bu tür göz kalemi ama sirf deneme amacli alinmis P2'den eyeliner..


Genellikle yine Manhattan serisinin gri, siyah ve beyaz göz kalemlerini tercih ediyorum, gri olanini kas kalemi olarakta kullaniyorum..



Kirpiklerim uzun ama hafif seyrektirler, o yüzden Maybelline'den Volume&Define'yi tercih ediyorum bu aralar ve yanindaki P2'den suni kirpik iceren besleyici rimel kremi.. Önce rimel kremini sürüp üzerine siyah rimelimi sürünce hem dolgun hemde uzun kirpiklerim oluyor ve ben cocuklar gibi seviniyorum :) Önceleri L'Oreal serisini kullaniyordum ama onlar kirpiklerimi bu kadar dolgun göstermiyorlardi..



Ve dudaklarim.. Ben ruj yemesine bayilan bir insan oldugumdan bana uzun ömürlü rujlar gerekiyor ve Maybelline'den Super Stay serisini kullanmaya basladim ve gercekten hic bir sekilde renginden ödün vermeden ben makyaj cikarticisi ile cikarmadiktan sonra asla ve asla cikmiyor.. Ye, ic, öp :)
Dudaklarim kis günlerinde cok kuruyorlar ve biraz nemlendirmek icin Labello'dan iki cesit dudak kremi aldim.. Harika bi sey.. Fruity Shine'nin tadi kavun tadi ve cok hafif pembemsi parlaklik verip nemlendiriyor.. Passion Fruit ise visne, cilek karisimi tadinda ve harika bir parlaklik ve koyu kirmizi bir renk verip nemlendiriyor..



Montag, 23. November 2009

'Dostluk'

Dostluk ne demektir?? Bir bilen varsa bana aciklasin lütfen cünkü ben her zaman 'dost' dedigim kisi tarafindan hüsrana ugruyorum. Ya bende bir yanlislik var yada insanlar artik 'dostluk' kavramini bilmiyorlar..

Dost dedigim kisiler icin cikarsiz ve beklentisiz canimi veririm yinede sonunda hüsrana ugrayan ben olurum. Kim bilir belkide benimde cikarciligin icine katilmis 'dostluklar' edinmem gerekiyor üzülmemem icin..
Ben bunu yapamiyorum.. Neden bilmiyorum ama 'dostum' dedigim kisinin benim tarafimdan en ufak bir üzüntüye, hüsrana ugramasina vicdanim el vermiyor..
Farkinda olmiyarak üzdügüm oluyordur elbette benimde ve bunu fark ettigimde vicdanim ciglik cigliga bagiriyor..

Kendimi alamiyorum, sürekli soruyorum 'Neden hep üzülen ben oluyorum?!? Hatayi nerede yapiyorum?!?' Ve cevap veremiyorum kendime.. Aklimdaki sorulara cevap bulamayinca sanki bir balonun icine sorunlarimla hapsedilmis hissediyorum kendimi..

Yüzüme gülüp ve kötü gününde yanindayim edasi verip kendine ve en beklemedigin zaman kalbine o kisi tarafindan bir hancer saplayan insanlardan bunaldim.. Vefa ve dostluk ikisini tamamliyan kelimelerdir benim icin.. Ya kendine 'dost'  edasi veren kisiler icin?!?

Ya ben cok safim 'dost' seciminde ve göremiyorum kullanildigimi yada bende ciddi olarak bir sorun var 'dostlarimi' bu davranisa sürükleyen..

Ofh bütün bu düsünceler beni son günlerde yiyip bitirdiler.. Etrafimi anliyamiyorum, hayattan tad alamiyorum.. Aklim cok yogun, kalbim cok kirgin..

Belkide gereksiz yere.. Belkide hata benim 'dostlugumda'..

Samstag, 21. November 2009

'O öyle Sen niye öyle degilsin?!?'

En nefret ettigim cümlelerden birisidir bu. Neden insani oldugu gibi kabul etmek yerine illahi baskasina benzetmek isterlerki?! Böyle olunca cokmu kötü oluyoruz?!


Hayir!!


Her insanin kendine has huylari, düsünceleri, istekleri, arzulari, beklentileri vardir. Zaten buda bizi görsellik harici baskalarindan ayriran özellikler degilmidir.
Ama nedense hayatimizda sürekli böyle karsilastirmalara maruz kaliriz. Bazen annemiz kizarda yapar bazen sevdigimiz özenirde yapar. Yaparkende karsi tarafin ne kadar kirildigini hatta ve hatta o kisinin gereksiz yere kendisinden süpheye düsürdügünü bilmeden ve anlamadan.


Halbuki insanlari oldugu gibi kabul etsek, onun huylarini, düsüncelerini ve tepkilerini göz önünde bulundurarak anlamaya calissak belki zorlaniriz ve düsünmeye zaman ayirmamiz gerekir ama en azindan karsi tarafi incitmeden kendimizin neler istedigini yada düsündügünü dile getirebiliriz.

Donnerstag, 12. November 2009

Elazig Kecisi :)))


Her kizin gönlünde bir aslan yatar derler ya, benimkinde bir keci yatiyor galiba :)
Benim kecim aslinda uysaldir pek keciligi yoktur saadece zaman zaman benim gibi bir keciyle anlasmak amacli oda kecilesir ve sonra bana kiyamadigindan tekrar kinali kuzum olur :))
Bazen bu kadar sevgiyi ve sefkati neden hakettigimi soruyorum kendime.. Rüyami gercekmi hala anlamis degilim.. Birden baslayip, cok cabuk ilerleyen ve onu senelerce taniyormus gibi bir his beni korkutuyor.. Aslinda korkutmuyor, adini koyamadigim hisler var icimde..
Hircinlasiyorum adeta etrafimdaki positif enerjiyi bir anda yutuyorum ve gönlüm yorgun, aklim karisik ve kalbim kirgin olanlara disaridan bakiyorum.. Oda anlamiyor ne oldugunu, birden hassaslasip hemen hemen üfh dese agliyacak gibi oluyorum ve bocaliyor benim kecim.. O kadar dikkat etmesine ragmen ben üzülüyorum ve buda benim biricik kecimi üzüyor sonra o üzüldügü icin ben yine üzülüyorum.. Yani kisacasi bazen kisir döngünden cikamiyoruz..
Ama birbirimizi cok seviyoruz.. Ben onsuz olmayi artik düsünmek bile istemiyorum.. Sonra ben kime kecilik yapicam?!? :(



Bu sene Haziran'da görüsmüstük aslinda ama canim kecim Kasim'da askere gidecegi icin o gitmeden tekrar görüsmek icin ben Almanya'dan oda Elazig'dan Ankara'ya hareket ettik.. Yine ilk seferdeki gibi ben onu Asti'den almaya gittim sabahin köründe (su otobüsler sabahlari elin yüzün sisken gelmeseler olmiyor sanki :@).. Ben tabiki bi heyecan bi telasla oraya gittimki etrafimi görmüyorum bile.. Dizimi vurmusum arabanin kapisina anca o Elazig'a geri döndügünde dizimdeki sanciyi fark ettim..

Onu gördügümde sanki dünyalar benim olmustu.. Cok özlemistim..



Sabahin erken saatleri oldugundan pek bi yer acik olmiyacagindan gecen seferki Emek'teki cafemize kahvalti icin oturduk ve günlük planimizi gözden gecirdik..
Eskisehir'e gitmek istiyorduk ama kecim biraz rahatsizdi ve bende üzerimde agirlik hissediyordum ve bizde gecen görüsmemizde zaman darligindan gidemedigimiz Hayvanat bahcesine gitmeye karar verdik..


Birbiri ardina eklenmis 'ah-hm-oh-ayyyy'lardan sonra benim cok sevdigim hayvanciklarin yanina gidip orda Gülosum akrabalariyla Gülosumun hasretini giderdim (Gülos evde besledigim muhabbet kusum) :))

Ayni yerde bulunan cok cenesi düsük bir papagan vardi ve bize tirnaklarini uzatmisti ve sürekli bidir bidir kendi dilinde konusmaya calisiyordu..
Benim kecim onu biraz bana benzetti :))


Kokusundan yaninda ancak bu fotografi cekebildigimiz Kanguru..
Yorulmus ve acikmis bir sekilde karnimizi doyurup sinemaya gitmeye karar verdik.. Sinemadada basimiza gelmiyen kalmadi.. Annecim benim kecimi aksam yemege davet ettiginden biz 17.30 seansini secmis olmamiza ragmen bize 16.00 seansi bileti verilmisti.. Bizde birbirimizden gözümüzü ayiramadigimizdan bilet bakmamistik.. Salona girdigimizde film arasi bitmis ve filmin tekrari yazan yaziyi görünce salondan geri ciktik ve görevli birine durumu anlattik.. Sagolsunlar pek sorun cikarmadilar ama biletimizi geri vermediler.. Oysa ki ben gittigimiz yerlerin giris kartlarini, biletleri hatira diye sakliyordum :(



Aksam annemlerle yemekten sonra Göksu'ya nargile icmeye gittik..

Ertesi gün biricik kecimin tekrar dönme zamani geldiginde yüregime sanki kalin bir hüzün perdesi cekilmisti.. Onu bir sene sonra tekrar görücektim.. Askerlik, benim is durumum derken tam koskoca bir sene sonra tekrar görüsücektik.. Oda bende saskin saskin veda ettik birbirimize ve o Elazig'a ben ise Ankara'daki evime geri dönmek üzere yollara ciktik..





Mittwoch, 11. November 2009

Macerali basliyan Kusadasi ve Cesme gezisi




Bu sene fazla mesai yüzünden iki kere tatile cikma imkanim vardi ve ilkinde Ankara ve Amasra'ya gitmistim Opsan, annanem ve annemle. Ramazan bayramindada canim abim ve yengemle ilk tatilimi yaptim. Ama ne tatildi.. Kisa ve öz.. Cok eglendik, cok gezdik :)

Tatil maceram benim Almanya'dan ucakla Ankaraya gitmemle basladi. Günler öncesinden heyecan, diyet ve bavul hazirliklarim baslamisti ve icimde garip bir his vardi. Bu garip his benim trenle havaalanina yolculugumla kendini gösterdi. Ben tabiki yine bir kac bavul ile yola ciktim, sanki senelerce kalmaya gidiyormusum gibi 4 bavul, bir sirt cantasi ve tabiki sevgili laptopumla yola koyuldum. Tren geldi ben agir agir 2 bavulumu, sirt cantami ve laptopumu trene koydum ve diger 2 bavulumu almak icin arkami döndüm. Birden trenin kapilarinin kapandigini duydum ve kostum ama tren coktan hareket etmisti bile. Trenin arkasindan kosuyordum deli gibi 'hayiiiir' diye bagirarak. Allah'tan tren durdu ve ben soluk soluga bindim. Eger tren gitmis olsaydi ben hem ucagi kacircaktim hemde abimgili :S Cünkü trende gitmek üzere olan sirt cantamin icinde biletim, pasaportum, telefonum, anahtarlarim yani akla gelebilecek en önemli esyalarim vardi.

Bu heyecanla havaalanina geldim ve sag saglim check-in yaptim ve oturdum ucagin kalkis saatini bekledim. Yarim saat gecikmeyle Esenboga'ya indim. Canim annem beni aldigi gibi abimgile birakti ve bizde ordan gecenin bir yarisi Kusadasi'na gitmek üzere yola ciktik.
Abimlerle ilk tatilim olacagindan cok heyecanliydim ve insallah onlara ayak uydurabilirim diye düsünüyordum. Benim biricik abim biraz tez canlidir :) Ama tatilde harika bir sekilde hem abimle hemde yengemle anlastik. Heleki yengemin kiyafet secimlerimde bana yardimci olmasi ve abimin sakinligi beni cok rahatlatti ve mutlu etti. Bu arada canim yengemle abicim bir bebis bekliyorlar, oda bize ister istemez katildi ve ilk tatilimi minicik yegenimlede yapmis oldum :))) Yolda ona isim bile bulduk ve yengemle beraber abimi ikna ettik o isme, hayirlisi ile aramiza katilsin bakalim ismi ne olucak benim minik yumurcagimin :)
Izmir üzerinden gittigimiz icin Kusadasi'na gece Izmir'e ugradik ve meshur Kordon'a indik ve balikcilar harici hic kimsecikler yoktu yinede deniz havasini soludum ve bu bana yetti..
Yorgun ve uykusuz bir sekilde sabah saatlerinde Kusadasi'na vardik ve abimin arkadasi olan Hakan abinin evine kendimizi zor attik ve buldugumuz bir kösede uyuduk öglene kadar. Uyandigimizda hava sahaneydi ve bizde Kadinlar Plaj'ina gitmeyi kararlastirdik.
Nerdende gittim oraya, cok sevdigim yüzügüm vardi ve kilo kaybi yüzünden bana bol geliyordu. Onu yüzerken cikarmayi unutmusum ve denizde kayboldu gitti :( Cok anim vardi o yüzügümle ve gözüm gibi bakiyordum ona kaybolmasin diye. Orada ki benim ariyan halimi görenler sagolsunlar daldilar ama cok dalga vardi ve ben yüzügümle icim yansada vedalasmak zorunda kaldim :(




Neyse ki Hakan abinin cicimi cici afacanmi afacan oglu vardida onunla denizde oynarken yüzügümü unuttum :)





Uzun zamandir denize girmiyordum ve gönlümce dalgalarla bogusup eglendim.. Sanssizligimi saymazsam süperdi..

Aksam yemeginden sonra Kusadasi'nda biraz dolastik ve ben pek sevmedim orayi. Yabanci turist kayniyordu her yer ve burda yeterince onlarla hasir nesir oldugumdan yurdum insanini özlemistim..
Biraz erkende olsa eve geldik ve yol yorgunluguda üste binince erkenden yatmaya karar verdik.. Ertesi gün bizi Cesme bekliyordu ve heyecanla yatagima kivrildim ve saatlerce yine telefon trafigine tutuldum :))))
Sabah yani daha dogrusu öglen kalktigimda canim abim bize mis gibi bir kahvalti hazirlamisti. Canim abim yemek yapmayi cok seviyor ve cokta güzel yapiyor. Her eve böyle bir erkek lazim bence :))
Enfes ve neseli kahvaltimizdan sonra Cesme'ye dogru yola ciktik. Bize 2 saatte orda olursunuz dediler ama biz nedense 3,5 saatte oraya vardik ve hayatimda gördügüm en sirin ve en harika tatil yeriydi Cesme.. Asik oldum resmen o ufacik yere :))

Cesme'deki denizi gördügüm andan itibaren hemen icine atlamak istedim ve abimide ikna ederek kendimi denizde buldum ve bu sefer yüzük kaybedicem korkum olmadigindan kaygisiz bol bol yüzdüm, daldim.. Allah'im bu ne mutluluktu, deniz, günes ve sevdigim insanlarla olmak beni cok mutlu ediyor enerji topluyorum :))

Gecen senenin stressini üzerimden hooop diye ativerdim oracikta..




Daha sonra abimle anlastigimiz gibi Cesme'de dolandik ufak bir balik restorantinda taze Levrek'leri midemize indirdik ve abimle tekrardan cocuk olduk :)))






Bizim elimize fotograf makinesi vermemek lazim :)))






Cesme'nin carsisinida dolandiktan sonra Kusadasi'na yorgun ve bitmis bir halde kendimizi yataklarimiza attik ve ben yine meshur yogun telefon trafigine kapilarak rüyalar alemime daldim :))

Ertesi gün yengemin ve benim yogun istegim üzere abim bize daha sakin ve yurdum insanin daha cok olan ve dalgasi fazla olmiyan bir koy aramaya ciktik ve bayagi uzun aramizdan sonra güzel, cok sakin, turistlerin henüz kesfetmedigi ama maalesef dalgalarin cok oldugu bir yer bulduk.. Gerci bende artik hal yoktu yüzmek icin yorgunluktan o yüzden güneslenip bronzlasmayi tercih ettim.. Ve rengim bir kac saat icin feci bir sekilde bronzlasti ve cildim paril paril parlamaya basladi.. Soguk ve kasvetli Almanya günleri icin bol bol enerji ve günes depoladim yani..





Karsida görünen adalar Yunanistan'a aitmis...






Canim abim aksam yemeginde yine harika bir yemek hazirlamisti..



Barbunun tadi harikaydi ve ben hayatimda bu kadar lezzetli bir balik yememistim.. Ee abim yaparda yenilmezmi.. Biz ikimiz baliga nedense cok düskünüz, hatta ben ufakken Antalya tatilimizde balik yemek icin kafami yarmisim :D Bu arada benim diyet hepten yok olmus bir vaziyetteydi.. 'Yüzüyorsun nasilsa' diye kendimi kandirarak diyete kisa süreligine veda ettim..


Aksam son kez Kusadasi'ni gezmek icin disariya ciktik ve bu sefer nedense carsisi hosuma gitti ve cok cici süslenmis cafeler vardi..



Yengosumda bebis stressinden önce dinlendi ve anne olmadan önceki son tatilinde tadini cikardi.. Hamilelik ona ap ayri bir güzellik kazandirdi :))








Sabah yola cikmak üzere ve ben heyecanla yogun telefon trafigime girmek üzere eve döndük..









Öglene dogru Kusadasi'ndan Ankara'ya yola ciktik ve yolun üzerinde olan Efes'e gittik ama benim istegim üzerine fahis fiyat olan giris ücretini ödemedik ve girmedik. Hadi yabanci turistleri kandirip aliyorsunuz neden yurdum insanindan o kadar yüksek giris ücreti almak istiyorlar anlamis degilim.. Ne yani simdi maddi imkani olamiyan o güzelim tarihi eserleri göremiyecekmi sirf siz kar yapasiniz diye?!? Protesto edip girmedim iceriye.. Gisedeki görevli bu sözlerimden dolayi bana tuhaf tuhaf bakti ama herkes susup böyle suistimarciliga göz yumarsa hic bir zaman bu durum degismez..


Bizde harabeye disaridan baktik :D

Gerci cokta görmek isterdim ama yinede prensiplerim arzularimin önüne geciyor bazen..



Ve biz ufak tefek molalar vererek Ankara'ya dogru yola ciktik.. Ankara'ya yaklastikcada üsümeye basladik.. Yani tatilimizin bittigini bize hava durumu bile söylemeye calisiyordu..
Seneye insallah tekrar böyle huzurlu ve dinlendirici tatil yapmak ümidi ile..

Schokolade zum Frühstück

Uzun zamandir buna niyet etmistim ama bir türlü bloguma ne ismi verecegime karar veremedigim icin uzun sürdü. Sonunda sevgili bloguma isim buldum, kafami karistiran ayarlari bitirdim ve cici bloguma kavustum :)
Sürekli günlük yazan biri icin zor olmaz saniyordum ama galiba online günlük tutmak biraz daha cesaret istiyor. Ben acikcasi cekinerek yaziyorum, bakalim becerebilecekmiyim :S