Donnerstag, 12. November 2009

Elazig Kecisi :)))


Her kizin gönlünde bir aslan yatar derler ya, benimkinde bir keci yatiyor galiba :)
Benim kecim aslinda uysaldir pek keciligi yoktur saadece zaman zaman benim gibi bir keciyle anlasmak amacli oda kecilesir ve sonra bana kiyamadigindan tekrar kinali kuzum olur :))
Bazen bu kadar sevgiyi ve sefkati neden hakettigimi soruyorum kendime.. Rüyami gercekmi hala anlamis degilim.. Birden baslayip, cok cabuk ilerleyen ve onu senelerce taniyormus gibi bir his beni korkutuyor.. Aslinda korkutmuyor, adini koyamadigim hisler var icimde..
Hircinlasiyorum adeta etrafimdaki positif enerjiyi bir anda yutuyorum ve gönlüm yorgun, aklim karisik ve kalbim kirgin olanlara disaridan bakiyorum.. Oda anlamiyor ne oldugunu, birden hassaslasip hemen hemen üfh dese agliyacak gibi oluyorum ve bocaliyor benim kecim.. O kadar dikkat etmesine ragmen ben üzülüyorum ve buda benim biricik kecimi üzüyor sonra o üzüldügü icin ben yine üzülüyorum.. Yani kisacasi bazen kisir döngünden cikamiyoruz..
Ama birbirimizi cok seviyoruz.. Ben onsuz olmayi artik düsünmek bile istemiyorum.. Sonra ben kime kecilik yapicam?!? :(



Bu sene Haziran'da görüsmüstük aslinda ama canim kecim Kasim'da askere gidecegi icin o gitmeden tekrar görüsmek icin ben Almanya'dan oda Elazig'dan Ankara'ya hareket ettik.. Yine ilk seferdeki gibi ben onu Asti'den almaya gittim sabahin köründe (su otobüsler sabahlari elin yüzün sisken gelmeseler olmiyor sanki :@).. Ben tabiki bi heyecan bi telasla oraya gittimki etrafimi görmüyorum bile.. Dizimi vurmusum arabanin kapisina anca o Elazig'a geri döndügünde dizimdeki sanciyi fark ettim..

Onu gördügümde sanki dünyalar benim olmustu.. Cok özlemistim..



Sabahin erken saatleri oldugundan pek bi yer acik olmiyacagindan gecen seferki Emek'teki cafemize kahvalti icin oturduk ve günlük planimizi gözden gecirdik..
Eskisehir'e gitmek istiyorduk ama kecim biraz rahatsizdi ve bende üzerimde agirlik hissediyordum ve bizde gecen görüsmemizde zaman darligindan gidemedigimiz Hayvanat bahcesine gitmeye karar verdik..


Birbiri ardina eklenmis 'ah-hm-oh-ayyyy'lardan sonra benim cok sevdigim hayvanciklarin yanina gidip orda Gülosum akrabalariyla Gülosumun hasretini giderdim (Gülos evde besledigim muhabbet kusum) :))


Ayni yerde bulunan cok cenesi düsük bir papagan vardi ve bize tirnaklarini uzatmisti ve sürekli bidir bidir kendi dilinde konusmaya calisiyordu..
Benim kecim onu biraz bana benzetti :))


Kokusundan yaninda ancak bu fotografi cekebildigimiz Kanguru..

Yorulmus ve acikmis bir sekilde karnimizi doyurup sinemaya gitmeye karar verdik.. Sinemadada basimiza gelmiyen kalmadi.. Annecim benim kecimi aksam yemege davet ettiginden biz 17.30 seansini secmis olmamiza ragmen bize 16.00 seansi bileti verilmisti.. Bizde birbirimizden gözümüzü ayiramadigimizdan bilet bakmamistik.. Salona girdigimizde film arasi bitmis ve filmin tekrari yazan yaziyi görünce salondan geri ciktik ve görevli birine durumu anlattik.. Sagolsunlar pek sorun cikarmadilar ama biletimizi geri vermediler.. Oysa ki ben gittigimiz yerlerin giris kartlarini, biletleri hatira diye sakliyordum :(



Aksam annemlerle yemekten sonra Göksu'ya nargile icmeye gittik..

Ertesi gün biricik kecimin tekrar dönme zamani geldiginde yüregime sanki kalin bir hüzün perdesi cekilmisti.. Onu bir sene sonra tekrar görücektim.. Askerlik, benim is durumum derken tam koskoca bir sene sonra tekrar görüsücektik.. Oda bende saskin saskin veda ettik birbirimize ve o Elazig'a ben ise Ankara'daki evime geri dönmek üzere yollara ciktik..






Keine Kommentare: