Mittwoch, 30. Juni 2010

Ankara..

Hani gecen yazimda Türkiye'ye gidiyorum demistim ya.. Ankara'ya gittim ve geldim..
Bir hafta yogun, stresli ama cok güzel gecti..

Ablamin cocuklarinin sünnet dügünleri vardi.. Hazirliklar, kina gecesi, dügün derken bir hafta geldi gecti..

Ben bu tür seylerden cok sIkIliyorum.. Kafasi kopmus tavuklar gibi bi saga kostum bi sola.. Isin berbat yani hic kimseyede yetemedim..


Curcunadan kacip, salonun arkasinda sigara molasi verdigimizde paparaziye yakalandigimiz anlar :)









Hazaaaaan, makyajimi ne zaman yapicaksiiiin?
Hazaaaaan, cocuklar geziye cikarilcak nerdesiiiiiiiiiiiiin?
Hazaaaaan, bana vakit ayirmiyorsun!!!

Canlarim benim beni cok özlemisler bende bin parcaya bölünmek zorunda kaldim. Birinin gönlünü alsan ötekisi küsüyor.. Az sabretseler Agustosta yine oradayim ama sabir bizim ailede yabanci bir kelime :D

Dügünü cok sükür kazasiz belasiz atlattik.. 

Bu seferde benim islerim vardi.. Yani is demiyelimde.. Bir kac alinacak ivir zivirlarim vardi..





Mesela PuCCa kitab cikarmis.. Almam lazim diye o kitapevi bu kitapevi dolandim ve sonunda aldim.. Henüz bitirmedim kitabi ama onun blogunu bastan sona okuyan biri olarak ilk sayfalar bilinmisliklerle dolu.. Kitabin sonuna dogru yenilikler bekliyorum :D



Sonacima AVM'lerde gezerken her AVM'de mutlaka bi Flormar standi vardi.. Bir cok blogta görüyordum ve merak ediyordum.. Bende deneme amacli iki far paleti aldim.. Henüz sadece swatch yapabildim, kullanmadim.. Renkleri hos bakalim ne kadar kalicilar..



Veee tabiki Ankara'ya gitmeden önce Butik Hesionka'dan aldigim caaaaanim Audrey clutchimda ulasti bana :)))


Efenim biraz kendilerini yiprattim, ben nereye Audrey'cimde benimle beraber geldiginden cani cikti hafiften :))

Sevgili Hesi'ye burdan cok ama cooook tsk ederim :))) Ayrica hediyeside cok ciciydi ve yerini hemen elbisemde aliverdi :D



Bir haftada böyle gecti ve ben ucagin klimasi sayesinde zatüre olmus vaziyette evdeyim -.-
Bir dahaki tatilim Agustos'ta.. Ve ben hasta halimle tatil planlari yapiyorum..
Ne yapayim tatile ve bilhassa Türkiye'ye doyamiyorum..
  

Samstag, 5. Juni 2010

Sigacik..

Bayadir yazamiyorum, is güc, gezme tozma derken sadece bloga girip arkadaslari takip ediyorum su aralar..


Izmir'e gittim.. Evet o gicik yanardag ictigi sigaranin dumanini baska yönlere dogru üfleyince benim ucakta kalkis yapabildi..
Ne yazik ki, benim gittigim hafta havalar buz gibiydi ve biz klimayi yakip oturduk -.-
Bende deli gibi incecik tam yazlik kiyafetlerle gitmistim, careyi battaniye ve sevgiliye sarilip oturmakta buldum ama hastalanmadan geri dönmeyi basardim :D





Sigacik'ta ufak bir otelde kaldik 4 gün.. Sakin bir yerdi ve sezon daha henüz acilmadigindan pekde misafir yoktu hatta tadilattaydi otel ama benim hosuma gitti.. Sezonunda gitmek lazim bir daha ki sefere :))



Odamizin penceresinin hemen yani basinda portakal agaci vardi, belki inanmiyacaksiniz ama ben portakali hic agacinda görmemistim yada gördüm ama hatirlamiyorum..
Hemen resmini cektim :D



Sigacik'ta Kanal D'nin genclik dizisi Kavak Yelleri cekiliyormus, annanem sagolsun her yaz Ankara'ya gittigimde dayatir o diziyi bana.. Asli'yi pek bi severiyoruz da :))))
Kavak Yellerinin bir cok sahnesi Kale'nin etrafinda cekilmis sanirim, kendimi ara sira dizinin kulisinde gibi hissettim kendimi :) Biz oraya gittigimizde TIMS sirketinin kamyonetleri oradaydi, dizi cekimleri yoktu yani..
Ama diziyi takip edenler burayi hatirliyacaklardir sanirim...


Üsüdük hemde coook ama yinede eglenceli gecti bu kisacik tatilimiz, yazin daha uzun tatile gitmek dilegiyle ayrildik Izmir'den..


Uzun zaman önce sevgili Siu'nun blogunda bir yazida okumustum.. Leylak gördügün zaman o sene cok gezicekmissin :) Daha önce hic duymamistim ama dogruluk payi var sanirim.. 10 gün sonra tekrar Türkiye'ye yolculuk göründü bana :))))

Bu arada sevgili Siu evlenmis, kendisini tebrik ediyorum ve coooooook ama coooooooooooooooooook mutlu olmasini diliyorum, darisi basima :))))